BBT’den Atılan Oyunculardan Yücelten: “Konu Kazanılmış Haklar ve Sanatsa Ben Pek Uzlaşmacı Biri Değilim”

Yayınlandı: 4 Haziran 2015 / Tiyatro / Theatre
Etiketler:, , ,

ekremyücelten

Bakırköy Belediye Tiyatroları’nda toplu iş sözleşmesi kapsamında oldukları halde işten çıkarılan 59 sözleşmeli oyuncudan biri olan Ekrem Yücelten’le yaşanan süreci konuştuk.

Son haftalarda yönetim boşlukları ve sanatsal birimlere dair seçimlerin, Belediye ve Tiyatro Müdürlüğünce engellenmesi ile gündeme gelen Bakırköy Belediye Tiyatroları 26’sı kadrolu, 59’u sözleşmeli olmak üzere 85 sanatçıyla seyirciyle buluşuyor.

Daha önce seçim talepleri ve yetkililere yaptıkları “kolektif üretim, kolektif yönetim anlayışına dayalı, sanat merkezli, özgür tiyatro” çağrısını dile getiren ve #NasılBirTiyatro etiketiyle seslerini duyuran  oyuncular, bu kez 59 sözleşmeli oyuncu ve müzisyenin tümünün işten çıkarılması durumuyla karşı karşıya.

Yaşanan süreci, birine fahri üye olmak üzere iki ayrı meslek sendikasına üye olduğu ve aidat ödediği halde, mücadelesini tek başına yürütmek zorunda kalan oyuncu Ekrem Yücelten anlattı. Yücelten’in hak arama mücadelesinde  karşılaştığı engelleri, Genel Seçimler öncesi CHP’li Bakırköy Belediyesi’nin sorun istememesinin sendikacıların tavrına nasıl yansıdığını konuşurken, sanata ve sanatçıya müdahalenin sadece AKP ile sınırlı olmadığı da bir kez daha gözler önüne seriliyor.

Yücelten’in hakkını aramak için ortaya koyduğu tablo ise “Nasıl Bir Tiyatro? Nasıl Bir Sanatçı? Nasıl Bir Sendika?” sorularının tartışılmasına ışık tutacağını düşünüyoruz. 

 

“Sanatçıların TİS’te Tanımı Yok”

Direnişteyiz: Bakırköy Belediye Tiyatrolarında işten çıkarmalar yaşandı. Öncesinde de Genel Sanat Yönetmenliği seçiminin ertelenmeye çalışılmasıyla gündeme gelmişti. Bugüne gelen süreci anlatır mısınız?

Ekrem Yücelten: Ben 5 yıl önce “Külhanbeyi Müzikali” ile tiyatroya dahil oldum. İlk 3 yıl oyun başı para alarak yevmiyeli olarak çalıştım. Her sezon bitiminde işten çıkarılıyor ve sezon başında tekrar işe alınıyordum. O zamanlar haklarımdan haberim yoktu. Tiyatro yapıyor olmak beni yeterince mutlu ediyordu.

Son iki yıldır maaşlıyım. Bundan 1 sezon önce 10 yıldır bu şekilde çalışan bir arkadaşımızın bilgilendirmesi sonucunda haklarımdan haberdar oldum. Oyuncular Sendikası’yla ortak bir mücadele başlattık. Benim gibi diğer arkadaşlarım da. Ve yönetimden sezon içinde sıkıntılarımızın giderileceği sözünü alarak yeniden sözleşmelere şerh düşerek işe girişlerimizi yaptık. Bu süreçte Belediye-İş’e de üye olduk ve Belediye-İş’in yürüttüğü çalışmalarla toplu iş sözleşmesine dahil olduk.

Fakat bir eksik vardı. Biz sanatçıların toplu iş sözleşmesinde bir iş tanımımı yoktu. Toplu iş sözleşmesi Şubat 2016 tarihine kadar geçerliydi. Sendikayla yaptığımız toplantıda sendika başkanı işten çıkarılmamızın söz konusu bile olmadığını, fakat belli prosedürler gereği işten çıkarılıp 3 gün sonra tekrar işe alınacağımızı, Belediye Başkanıyla işe geri alım süresi olarak 3 gün için uzlaştıklarını, ama sözleşmelere hiç bir şekilde imza atmamızı söyledi.

Biz sıkıntılarımızı ve iş tanımı yapılası gerektiğini sendikaya ilettik. Sendikadan bir dahaki toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde bu eksiklerin giderileceği sözünü aldık. Fakat sonrası öyle olmadı. Sendikanın Kurum Temsilcisi 3-­4 gün sonra sendika sayfasından kendisinin sözleşmeyi imzaladığını, bunun tamamen kişisel görüşü olduğunu, sözleşmeleri imzalamanın ileriye dönük iyi bir adım olacağını ve uzlaşmacı olunmasının daha sağlıklı olacağını iletti.

Ama biz oyuncuları ve müzisyenleri imzaya çağıran bile olmadı. Teknik ekipten arkadaşlarımız işten çıkarıldıktan 3 gün sonra sözleşmelere imzalarını atarak yeniden işe alındılar ve sigorta girişleri yapıldı. Bizi hala çağıran olmadı.

Direnişteyiz: Belediye-İş’in bu konuda tavrı ne oldu?

Ekrem Yücelten: Bu güne kadar sendikayla bir çok toplantı yaptık. Sendikanın girişimlerinden sonuçlar bekledik fakat sendika toplu iş sözleşmesiyle bir zafer kazanmış olduğunu düşünüyor olmalı ki, bu 59 sanatçının durumunu çok da ciddiye almadı. Bu benim tamamen şahsi görüşümdür. Bunun sonucunda gerek yönetim gerekse belediye tarafından bu günlere kadar oyalandık. Ve seçim sonrasına ötelendik. Sanırım bunda da seçim öncesi yapacağımız ve CHP’ye zarar verecek çıkışlar göz önünde bulunduruldu.

“Hakkımı Aradığım İçin Hedef Gösteriliyorum”

Direnişteyiz: Sizin Belediye-İş’ten beklentiniz neydi?

Ekrem Yücelten: Sendikadan işe alınmadığımız gün belediyenin ve yönetimin karşısına çıkıp, toplu iş sözleşmesini masaya koyup, ‘siz ne yapıyorsunuz bu yaptığınız toplu iş sözleşmesine ve yasalara aykırı’ demesini beklerdim. Hadi bunu yapmadılar ve uzlaşma yolu aradılar bu da kabulümdü ta ki bir hafta öncesine kadar. Çünkü beni temsil etmesini beklediğim sendikanın idarenin bir aracısı gibi davrandığını gördüm. Sendika 3 hafta boyunca kişisel çabalarımla yönetimden alabileceğim cevapları sunmaktan başka bir şey yapmadı. Bir de bütün bunların üzerine sendikanın kurum temsilcilerinden biri sosyal medya üzerinden işten çıkarıldığımı ifade ederek hakkımı aramamı eleştirip, tehditkar söylemlerde bulundu. Hakkımı aradığım için, işten çıkarılan diğer arkadaşlarıma zarar verdiğimi söyleyerek beni hedef gösterdi. Açık ve net bir şekilde yalnızlaştırma, ayrıştırma ve yıldırma politikası izledi. Sanırım süreçte beni en çok şaşırtan bu tutum oldu.

Direnişteyiz: Çalışma koşullarınız ve iş güvenceniz için tiyatro yönetiminden talepleriniz neler?

Ekrem Yücelten: Öncelikle idareden bunca zamandır hiç bir kadro güvencesi olmadan çalıştırdığı sahne emekçilerinin, her birini eksiksiz bir şekilde, yasalara uygun bir zeminde işe geri alıp, yasal haklarını vermelerini talep ediyorum. Bir sanat kurumuna yaraşır şekilde, keyfi uygulamalarda bulunmadan kurumu yönetmelerini bekliyorum. Her sezon sonunda “işe geri alınacak mıyım, yoksa yeni bir iş mi bulmalıyım” gibi sorular sormadan mesleğimi yapmak istiyorum.

Sözleşmemde bir iş tanımımın olmasını, görev tanımımın yapılmasını istiyorum. Yol ve yemek paramın verilmesini istiyorum. Oyun sonrası geç saatlerde evime nasıl giderim diye düşünmemek istiyorum. Bundan sonra benim ya da başka oyuncuların aynı kaygıları yaşamamızı önleyecek düzenlemelere gidilmesini ve somut adımlar atılmasını bekliyorum. Bunlar sadece benim değil, hepimizin ortak talepleri aslında.

“Belediye ve Yönetim Bizi Oyaladı”

Direnişteyiz: Haklı talepleriniz için sendika, tiyatro yönetimi ve belediye ile görüşmelerinizisürdürüyor musunuz? Umutlu musunuz?

Ekrem Yücelten: Açıkçası mevcut sorunların diyalog yoluyla giderileceği konusunda pek bir inancım kalmadı. Bugüne kadar belediye de yönetim de iyi niyet başlığı altında resmi olmayan sözlerle bizi oyaladı. Tabii ki işten çıkarıldıktan sonra 1 aylık bir yasal sürede geri dönüş davası açma ihtimalimiz de göz önünde bulunduruldu diye düşünüyorum. Bir sanatçı olarak bürokrasi adına bunca hinlik öğrenmiş olmak da beni oldukça yoruyor haliyle.

Hele bir CHP Belediyesi çalışanı olarak bunlara maruz kalmak çok daha canımı yakıyor. Bir sendikalı olarak kendi savaşımda bireysel kalmak da çabası.

Aslına bakarsanız ağızdan dökülen sözlere güvenecek olsam ben de uzlaşmacı tavrımı sürdürüp işe alınacağım günü bekleyebilirdim. Belki seçim sonrası belki eylülde sezon başı.

Ama ben toplu iş sözleşmesi gerçeğini ve bana her ay yatırılması gereken maaşımdan yoksun bırakıldığımı göz ardı edemedim. Evime gönderdikleri işten çıkarıldınız kağıdında gerekçe dahi göstermeyen idarenin uygulamalarını bir sene daha görmezden gelemedim.

Direnişteyiz: Sizi hangi gerekçeyle işten çıkarttılar?

Ekrem Yücelten: Yazılı olarak belirtilen bir hukuki gerekçe yok. Gerekçe sorduğumuzda da çeşitli cevaplar alıyoruz.

Birinci gerekçe sezonun bitmiş olması ve bize ihtiyaçları olmadığı, ikinci gerekçeyse sanat yönetmenliği seçimlerinden sonra gelecek sanat yönetmeninin ne yapmak istediğini ve hangi oyuncuyla çalışmak istediğini bilmemeleri.

Fakat şöyle ki toplu iş sözleşmesine bakıldığında bizi işten çıkarmaları bile başlı başına toplu iş sözleşmesine aykırı. Daha önceki yıllarda bu durumun önüne yaz projeleriyle, provalarla, okuma tiyatrolarıyla geçiliyordu. Ama bu sene açıklıkla ifade edilmeyen nedenlerle yaz projeleri iptal edildi.

Aslında ipin ucu sözleşmeli oyuncuların, kadrolu oyuncuların yönetmeliğe aykırı sanat yönetmeni atamasına ve usulune uygun tesis edilmemiş yönetim kuruluna karşı başlattıkları direnişte yanlarında olmasına dayanıyor. Yani aslında oluşan birlikteliği dağıtmak adına bir tür dayatma ve ceza.

Ne gariptir ki Genel Sanat Yönetmeni vekilimiz Aytekin Özen’le yaptığımız son görüşmede Aytekin Bey kimseyi dışarıda bırakmadan bir oyun düzeni hazırladığını, fakat Belediye Başkanı Kerimoğlu’nun bunu reddettiğini söyledi. Sizce de bir sanat yönetmeninin oyun ve oyuncu seçimini Belediye Başkanına bırakması çok abes değil mi?

Direnişteyiz: Genellikle AKP’nin sanat alanında bu tür uygulamalarla gündeme geldiğini biliyoruz. Hatta bu konuda AKP politikalarına muhalefet edenlerin bir çoğu da CHP’lilerden oluşuyor. Ancak aynı yöntemi CHP’li bir belediye uygulayınca muhalefet de zayıf kalıyor sanki. Peki kadrolu sanatçıların bu sürece ilişkin tavrı ne oldu?

Ekrem Yücelten: Kadrolu sanatçıların bir kısmının desteği oldu ve hala da olmakta. Ama dediğim gibi bir kısmı. Onlar da zaten tiyatro içindeki bütün yanlışlara sezon içinde baş kaldırmış olan arkadaşlarım. Onlara buradan bir kez daha teşekkür ediyorum. Kadrolu sanatçıların birlik olup yanımızda olmaları tabii ki beni daha mutlu ederdi. Sonuçta birlikte sahneye çıktığım iş arkadaşlarım ve yoldaşlarım onlar.

Direnişteyiz: Peki sizin durumunuzda 59 kişi olduğunu söylediniz. Birlikte mi hareket ediyorsunuz? Onlar hakları için ne gibi bir mücadele veriyorlar?

Ekrem Yücelten: Geçen sene birlik halinde başladığımız mücadeleden sonra doğru epey azalmıştık. Bu sene işten çıkarıldıktan sonra yine bir birlik söz konusuydu fakat şu an bir kaç kişinin desteği dışında yalnızım. Çoğunluk uzlaşmayı ve beklemeyi tercih ediyor. Bunun için de kimseye kızmıyor, sitem etmiyorum. Bu tür konular hassas konular. Herkesin geçindirdiği bir evi ve sorumlulukları var. Ben biraz anarşiğim sanırım (gülümsüyor) Sendikanın nedendir bilmediğim bu ‘sonuna kadar uzlaşmacı’ tavrını daha uygun bulmuş olmalılar.

Dediğim gibi mevzu kazanılmış haklarsa ve sanatsa ben pek uzlaşmacı biri değilim. Kimsenin benim gibi olmasını bekleyemem. ‘Evimin kirasını nasıl öderim’ diye düşünmeyi, ‘Hakkımı yediler ve ben ses çıkaramıyorum’ demeye yeğlerim. Bana göre bir sanatçının mücadelesi aslında bu tür olaylarda başlar.

Direnişteyiz: Peki sizin şu an herhangi bir ek geliriniz var mı?

Ekrem Yücelten: Hayır. Bu ay kiramı nasıl öderim bilmiyorum, yalan değil. Neyse buralara girmeyelim… (gülümsüyor)

“Hiçbirimizin Gelecek Güvencesi Yok”

Direnişteyiz: Mağdur oyuncuların çekimser kalma nedenleri neler? Sizin verdiğinizmücadele konusunda yorumları ne oldu?

Ekrem Yücelten: Mağdur olan oyuncuların çekimser kalma nedenlerini bilemem. Vardır elbet bir sebepleri. Bu konuda onlar adına konuşmak istemiyorum. Az önce az çok bu konu hakkındaki kişisel fikirlerimi söyledim. Mücadelem hakkındaki yorumlarına gelince… Bir iki kişi beni tebrik edip destek belirtti. Ama sesiz kalmayı tercih ettiklerini söylediler. Onun dışında kimseden olumlu ya da olumsuz bir yorum almadım henüz. Duyduğum kadarıyla tavrımı yanlış bulan arkadaşlar varmış. Saygı duyarım. Korkmuş olabilirler, kim bilir? Sonuçta üzerimizde yoğun baskı var ve hiçbirimizin gelecek güvencesi yok.

Direnişteyiz: Sanat çevrelerinden destek veren oluşumlar olmadı mı?

Ekrem Yücelten: Elbette var. İŞTİSAN’dan arayan arkadaşlar oldu. Ama ben tek başımaolduğum için ve bir birlik söz konusu olmadığı için destek belirtmekten öteye gidemiyorlar.

Direnişteyiz: Oyuncular Sendikasının bu konudaki tavrı ne oldu?

Ekrem Yücelten: Oyuncular Sendikası geçen sene çok destek oldu. Hep yanımızdaydı. Ama bu sene henüz bir girişimde bulunmadılar.

“Sanatçı Eleştirel ve Muhalif Olmalı”

Direnişteyiz: Şu an içinde bulunduğunuz durum çerçevesinde #NasılBirTiyatro?

Ekrem Yücelten: Bana göre tiyatro dediğin bir kurum olmamalıdır. Son derece özgür, taraf tutmayan her yanlışı eleştirebilen, kendi kararlarını oyuncusuyla, müzisyeniyle, tekniğiyle, kostümcüsüyle, tasarımcılarıyla, yönetimiyle birlikte alabilen bir yapıda olmalıdır. Sanattan anlayan, memur zihniyetinden arınmış kafalarla yönetilmelidir. Bakırköy Belediye Tiyatrosu’nda bu nedenle seve seve yer alıyordum. Zaman zaman yanıldığımı düşünmüştüm. Fakat şu sıralar çok yanıldığımı düşünüyorum. Umarım bundan sonra her şey bir sanat ortamına yakışır bir biçimde ilerler.

Direnişteyiz: Peki #NasılBirSanatçı?

Ekrem Yücelten: Nasıl bir tiyatro sorunuzun cevabını tekrarlayabilirim. Tiyatroyu sanatçılar yapar. Cesur, ileri görüşlü, eleştirel ve muhalif olmalı bence. Parayla da çok işi olmaz sanatçının. Nerede kalmış öyle insan ki, bi de sanatçı olacak diye soranlar olabilir. Ama bunları harmanlamak çok da zor değil. Yoksa sadece kendini tatmin eden, küçük ego balonları olarak ortada dolanır, ne tarafa çekerlerse o tarafa gidersiniz. Arkanızdan da dalga geçerler. Aslında ayrıcalıklı bir mertebeyi temsil edermişçesine kendime sanatçı demeyi de doğru bulmuyorum. Sonuçta sahne emekçisiyiz biz de. “Sanatçı”ların kendi haklarına ve çevresinde olup bitenlere duyarsızlığını gördükçe, bugünün koşullarında bu sıfatı taşımak pek kolay değil.

Direnişteyiz:  Son olarak direnişteyiz okurlarına söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Ekrem Yücelten: Söylenecek daha çok şey var aslında. Hakkımı arayarak, mücadelesinde uzlaşmayı yeğleyen ve beklemede olan arkadaşlarımın davasına zarar vermediğimi umuyorum. Teşekkür ederim.

Direnişteyiz: Biz teşekkür ederiz. Mücadelenizde başarılar diliyoruz.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s